Mezunlarımız Yazıyor

Sevgili Arkadaşlar,

2019 yılında girdiğim üniversite yolculuğum, 2023 yılında mezuniyetimle sona erdi. Bu süreçte birçok değerli deneyim kazanma şansım oldu. Her ne kadar her anın farklı bir tadı olsa da özellikle Almanya'da geçirdiğim süre, kariyerim ve kişisel gelişimim açısından çok önemli bir dönüm noktasıydı.

Almanya'da düzenlenen hukuk gezisi programı sayesinde, Almayanın 5 şehrini görüp oradaki üniversitelerde sunum yapma fırsatı buldum. Bu süreçte; hakimler, yargıtay üyeleri ve savcılarla tanışarak hukukun farklı yönlerini öğrenme ve farklı bakış açıları edinme imkanı buldum. Almanya'daki hukuk sistemini inceleyerek, Türkiye ile kıyaslama yapabilmek benim için büyük bir avantajdı. Bu deneyim, sadece akademik bilgi birikimimi artırmakla kalmadı, aynı zamanda uluslararası bir perspektif kazanmama da yardımcı oldu.

Üniversitemdeki hocalarımız son derece kaliteliydi; hepsi kendi alanlarında uzman kişilerdi. Onlarla geçirdiğim zaman, derslerin ötesine geçerek birer arkadaş gibi bir bağ kurmamı sağladı. Hocalarımızın desteği ve rehberliği, zor zamanlarda bile bana moral kaynağı oldu ve her zaman yanımda olduklarını hissettirdiler.

Bu yolculukta edindiğim dostluklar ve anılar benim için çok değerli. Mezuniyetimi kutlarken, bu süreçte birlikte yol aldığım tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hep birlikte geçirdiğimiz zamanlar, hayatımın en güzel anıları arasında yer alacak.

Son olarak iş hayatıma değinecek olursak İstanbul Kültür Üniversitesinde okumanın beni her zaman bir adım öne taşıdığını fark ettim ilk zamanlar bağlı çalışmakta olduğum için bana iş bulmamda hem üniversitemizin adı hem hocalarım bana her zaman çok yardımcı oldu. Şu anda aktif olarak serbest avukatlık yapıyorum ve hala hocalarımla bağlantım kopmadı. Hâlen yeni bir olayla karşılaştığım da hocalarıma danışabiliyor olmak onlarla iş birliği yapabiliyor olmak benim güvende hissettirmekle birlikte, hayatımda doğru adımları attığımı gösteren bir işaret oldu benim için.

Gelecekteki adımlarımda, bu deneyimlerin bana kattığı değerleri her zaman yanımda taşıyacağım. Hepinize başarılar diliyorum.

Sevgilerimle,

2023 MEZUNU - AHMET BURAK PAMUKOĞLU
HUKUK FAKÜLTESİ - SERBEST AVUKAT

 



Üniversite eğitimime 2019 yılında başladım. Hukuk eğitimi gibi insan hayatını doğrudan etkileyen, adaletin temeline hizmet eden bir alanda öğrenim görmek, her zaman büyük bir sorumluluk olarak gördüğüm bir yoldu. Ancak ne yazık ki, ilk başladığım üniversitede zamanla eğitim kalitesinin düşmeye başladığını, bu durumun hem akademik gelişimimi hem de mesleki motivasyonumu olumsuz etkilediğini fark ettim. Hukuk gibi temel ilkelerin ve tutarlılığın esas alındığı bir disiplinde, eğitimdeki bu eksikliklerin göz ardı edilemeyecek kadar kritik olduğuna kanaat getirerek, daha kaliteli, daha vizyoner bir eğitim alabileceğim bir kuruma geçme kararı verdim. Bu arayış beni 2022 yılında İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile buluşturdu.

Eğitimime bu kurumda başladığım ilk günden itibaren, ne denli isabetli bir karar verdiğimi çok net bir şekilde hissettim. İstanbul Kültür Üniversitesi, yalnızca bilgiyi aktaran değil; öğrencisini geleceğe hazırlayan, meslek bilinci kazandıran, hukukçuluk kimliğini içselleştirmeyi sağlayan bir eğitim anlayışına sahip. Kurumun sahip olduğu vizyon, hukuk eğitiminin sadece teorik bilgilerle sınırlı olmadığını, aksine yaşamla birebir bağlantılı olduğunu bize her adımda gösterdi. Geriye dönüp baktığımda eğitim hayatım boyunca duyduğum tek "keşke", üniversiteye ilk günden itibaren İstanbul Kültür Üniversitesi’nde başlamamış olmak oldu. Bu kurum bana yalnızca bilgi değil; bir duruş, bir bakış açısı, bir meslek ahlakı kazandırdı. Bu yönüyle hem akademik hem de kişisel gelişimime eşsiz katkılar sundu.

İstanbul Kültür Üniversitesi’nin hukuk eğitimi konusundaki temel farkı, öğrencilerini yalnızca birer mezun adayı olarak değil; geleceğin hukuk insanları olarak yetiştirme konusundaki kararlılığıdır. Bizlere sadece teorik hukuk anlatılmadı; aynı zamanda bir hukukçunun düşünme biçimi, olaylara yaklaşımı, analiz yeteneği, adalet duygusu ve meslek ahlakı da kazandırıldı. Bu noktada üniversitenin sahip olduğu akademik kadro son derece belirleyici oldu. Her biri alanında yetkin, yayınlarıyla, akademik çalışmalarıyla ve uygulama tecrübesiyle hukuk camiasında tanınan ve saygı gören hocalarla çalışmak, bizim için büyük bir ayrıcalıktı. Hocalarımız yalnızca ders anlatan değil; aynı zamanda yol gösteren, deneyimlerini paylaşan, mesleki ve kişisel gelişimimize katkı sunan gerçek birer mentördüler. Kimi zaman bir derste, kimi zaman bir sohbet sırasında aktarılan tecrübeler, hukuk pratiğini anlamamda ve vizyon kazanmamda çok etkili oldu.

Özellikle resmi staj sürecime başladığımda, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde almış olduğum eğitimin ne kadar güçlü ve nitelikli olduğunu birebir tecrübe ettim. Teorik bilgileri pratiğe dökme konusunda hiç zorluk çekmedim. Hukukun farklı alanlarına dair sahip olduğum sağlam altyapı sayesinde, görev aldığım her alanda rahatlıkla katkı sunabildim. Üniversitemizin sektörel bağlantıları, kariyer planlamaya yönelik faaliyetleri, staj ve iş olanakları konusundaki destekleri sayesinde mesleki hayatıma güvenli adımlarla geçiş yaptım. Özellikle seçmeli ders sisteminin zenginliği, öğrencilerin kendi ilgi alanlarına yönelerek uzmanlaşmalarına imkân tanıyor. Ben de bu sistem sayesinde, ilgimi çeken alanlarda derinleşme ve gelecekte uzmanlaşmak istediğim hukuki alanlarda somut adımlar atma fırsatı yakaladım.

İstanbul Kültür Üniversitesi yalnızca ulusal düzeyde değil, uluslararası hukuk alanında da bizlere çok değerli olanaklar sunan bir kurumdur. Bu kapsamda, 2024 yazında bana verilen fırsatla Uluslararası İnsan Hakları Çalıştayı’na katılma imkânı buldum. Bu benim için sadece bir akademik etkinlik değil, aynı zamanda mesleki ve kültürel açıdan büyük bir dönüşüm noktası oldu. Çalıştay kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden gelen tanınmış hukukçularla bir araya gelerek onların deneyimlerini dinleme ve onlarla birebir tartışma ortamı yakaladım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uluslararası düzeyde değerlendirme şansı bulduğum bu etkinlikte, çeşitli ülkelerin insan hakları uygulamalarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek, farklı hukuk sistemleri hakkında derinlemesine bilgi edindim. Bu tecrübe, bir hukukçu olarak uluslararası bakış açımı geliştirmenin ne kadar önemli olduğunu bana bir kez daha gösterdi. Aynı zamanda kendi ülkemin hukuk sistemi ile diğer sistemleri karşılaştırarak eksikleri, güçlü yönleri ve gelişime açık alanları analiz etme fırsatı da elde ettim.

Tüm bu kazanımların yanı sıra, akademik yolculuğuma yüksek lisans ile devam etmeyi planlıyorum. Lisans eğitimim boyunca hukuk alanında edindiğim bilgi ve tecrübeleri daha da derinleştirmek, belirli bir alanda uzmanlaşarak hem akademik hem mesleki anlamda daha güçlü bir hukukçu olmak istiyorum. Bu doğrultuda yüksek lisans eğitimime de İstanbul Kültür Üniversitesi'nde devam etmek en büyük isteğimdir. Çünkü bu kurumun sahip olduğu güçlü akademik altyapı, donanımlı öğretim kadrosu, özgür düşünce ortamı ve vizyoner yaklaşımı sayesinde yüksek lisans sürecimin de aynı başarıyla geçeceğine ve beni daha ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum.

DİLAY DEMİR
İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ 
HUKUK FAKÜLTESİ, 2024 MEZUNU 
ZÜMRÜT HUKUK BÜROSU & TRAINEE LAWYER

 



2019 yılında üniversite hayatıma adım attığım günden mezuniyetime kadar geçen süreçte, fakültemde aldığım nitelikli eğitim ve değerli hocalarımın her an yanımda oluşu sayesinde bugün yürüttüğüm avukatlık mesleğimde hayatımın birçok alanında kıymetli katkılar hissediyorum. Geriye dönüp baktığımda, “iyi ki bu okulda okumuşum” demek benim için sadece bir temenni değil, içten bir gerçeği ifade ediyor.

Öğrenciliğimin daha ilk yılında katıldığım kulüp etkinliklerinde gördüğüm sıcaklıkla birlikte, fakültemizin en önemli kulüplerinden biri olan Hukuk Kulübü sayesinde okul içindeki aktif kimliğimi ortaya koyma fırsatı buldum. Gerek öğrenciler arası bağın gücü gerekse hocalarımızın samimi yaklaşımları sayesinde çok kıymetli ilişkiler edindim. Fakülteye olan aidiyetim ve öğrencilerle güçlü iletişimim, değerli Dekanımız Prof. Dr. Bahri Öztürk ve hocalarımızla kurduğum samimi ilişkilerle birleşince, demokratik bir seçimle fakülte temsilcisi seçildim. Bu görevi başarıyla yürüttükten sonra, son sınıfımda üniversite konsey başkanı olarak okul başkanlığı görevini üstlenme onurunu da yaşadım.

Bu süreçler boyunca edindiğim aktif sorumluluklar bana sadece sosyal beceri değil, aynı zamanda yönetsel tecrübe de kazandırdı. Fakültemizin kıymetli hocaları ve dekanlığımızın desteğiyle, fakültemizdeki diğer arkadaşlarımla birlikte Almanya’da düzenlenen hukuk gezisine katılma fırsatı yakaladım. Bu süreçte öğrenci koordinasyonunun başında yer aldım. Beş büyük Alman şehrini kapsayan bu gezide farklı hukuk sistemlerini yerinde görme, Türkiye ile karşılaştırma ve mesleki farkındalık kazanma fırsatım oldu. Ayrıca gezi sonrasında Alman Başkonsolosluğu’nu birkaç kez ziyaret etme imkânı da bularak uluslararası ilişkilerimi geliştirme açısından değerli kazanımlar elde ettim.

Bunun yanında Kuşadası’nda, Avrupa’nın en önemli hukuk fakültelerinin katılımıyla 23’üncüsü düzenlenen Uluslararası Yaz Çalıştayı’na, kıymetli arkadaşlarım ve hocalarımla birlikte katılma fırsatı yakaladım. Bu çalıştayda Almanya, Macaristan gibi ülkelerden gelen profesörler ve öğrencilerle akademik ve sosyal ilişkiler kurarak bağlantılarımızı güçlendirdik. Aynı zamanda arkadaşlarımla birlikte misafirlere sunum yaparak hem kendimizi ifade etme becerimizi geliştirdik hem de farklı hukuk perspektiflerini tanıma şansı bulduk.

İş hayatıma atıldıktan sonra, üniversite yıllarımda edindiğim bilgi birikimi ve hocalarımın sağladığı güçlü akademik altyapı sayesinde mesleki donanımımın ne kadar sağlam olduğunu daha iyi fark ettim. Özellikle avukatlık kariyerimde kurduğum network ve üniversitemin sağladığı vizyon, birçok kapının bana açık olmasına katkı sağladı. En kıymetlisi ise, mezuniyetimizin üzerinden zaman geçse de hâlâ bir konu hakkında danışmak istediğimizde ulaşabildiğimiz, bizlere içtenlikle yanıt veren, desteğini esirgemeyen hocalarımızın varlığını hissetmek oldu. Bu aidiyet ve sürdürülebilir ilişki, meslek hayatımızda da bizi güçlü kılan unsurlardan biri.

ŞEVDER DİK
2023 MEZUNU – HUKUK FAKÜLTESİ
SERBEST AVUKAT


2021 yılında başladığım üniversite eğitimim, yalnızca akademik bir yeterlilik kazandırmakla sınırlı kalmamış; mesleki duruşumu ve vizyonumu şekillendiren kapsamlı bir gelişim sürecine döndürmüştür.

Öğrencilik sürecim boyunca fakültemizin sunduğu akademik iklimi, yalnızca derslere katılan bir öğrenci perspektifiyle değil; sorumluluk alan, katkı sunan ve sürecin parçası olan bir yaklaşımla değerlendirdim. Bu çerçevede çeşitli öğrenci kulüplerinin yönetim kademelerinde görev alarak, öğrencilerin talep ve beklentileri ile akademik kadromuzun yönlendirmeleri arasında etkin bir iletişim ve temsil mekanizmasının oluşturulmasına aktif katkı sağladım.

Akademisyenlerimizin takdiri, öğrenci arkadaşlarımın desteği ve dekanlığımızın onayıyla, fakültemizi ve öğrenci topluluğunu temsilen yürüttüğüm Fakülte Temsilciliği görevi; liderlik, kurumsal temsil ve çözüm odaklı karar alma yetkinliklerimi somut biçimde geliştirdi. Nitelikli bir eğitim hedefiyle adım attığım bu kurum, akademik kazanımların ötesinde; iletişim gücü yüksek, sorumluluk bilinci gelişmiş ve çözüm üretebilen bir hukukçu kimliği inşa etmemde belirleyici bir rol üstlenmiştir. Bu süreçte karşılaşılan yapısal ve akademik sorunlara, ilgili birimlere danışarak çözüm üretme çabası, mesleki hayatımda da karşılaşacağım benzer durumlar için güçlü bir hazırlık niteliği taşıdı.

Akademik gelişimim yalnızca teori müfredatıyla sınırlı kalmamış; Fakültemiz, Ceza Hukuku Araştırma Merkezi (CEHAMER) bünyesinde düzenlenen ve ev sahipliğini yaptığımız Uluslararası İnsan Hakları Yaz Çalıştayı ile global düzeyde derinlik ve görünürlük kazanmıştır. İki dönem boyunca aktif olarak yer aldığım bu program kapsamında, İnsan Hakları alanında arkadaşlarımızla birlikte farklı dillerde gerçekleştirdiğimiz sunumlarla, çok kültürlü ve çok hukuklu bir akademik ortamda kendimizi ifade etme ve savunma becerilerimizi geliştirme imkânı bulduk.

Bunun yanı sıra aynı organizasyonun bir döneminde Koordinasyon Ekibi’nde görev alarak, komitemizde yer alan değerli akademisyenlerimle birlikte doğrudan ve yoğun bir çalışma süreci yürüttük. Böylesine büyük ölçekteki çalıştaylar sizlere; İnsan Hakları, İdare Hukuku, Uluslararası Örgütler, Yüksek Mahkemeler ve Ceza Hukuku gibi çoğu departmana ait teorik bilgi birikiminizi uygulama ve tartışma zeminiyle güçlendirmenizi sağlıyor; akademik üretimin yalnızca bireysel bir faaliyet değil, nitelikli bir tartışma ortamı ve disiplinlerarası etkileşim gerektiren bir süreç olduğunu, alanında uluslararası saygınlığa sahip akademisyenlerle birebir çalışma imkanı sayesinde kaçınılmaz bir fırsatı, somut biçimde ortaya koyuyor. Özellikle eleştirel düşünme ve hukuki argümantasyon yetkinliklerimizin bu süreçte belirgin biçimde geliştiğini söylemem mümkündür.

Fakültemiz kapsamında ders aldığım, alanında ulusal ve uluslararası düzeyde tanınırlığa sahip akademisyenlerin erişilebilirliği ve rehberliği, eğitim sürecimin en güçlü yönlerinden biri olmuştur. Bugün meslek hayatımda edindiğim kazanımların önemli bir kısmı, üniversite yıllarında oluşan bu akademik ve etik altyapıya dayanmaktadır. Mezuniyet sonrasında da akademik kadroyla sürdürülen iletişim ve danışma imkânı, doğru bir eğitim ortamında bulunduğumun en somut çıktılarından biridir.

Tüm bu sürece geriye dönüp baktığımda, mesleki ve kişisel gelişim yolculuğumda beni derinden etkileyen ve bugün de önemini koruyan temel bir gerçek açıkça ortaya çıkıyor: Üniversite yolculuğu sadece teorik bilgiden oluşan bireysel bir hikaye değil, gerçek anlamda her anı deneyim dolu bir takım işidir; ben bu yolculukta; arkadaşlarım, fakültem ve akademisyenlerimle birlikte en iyi takıma sahip olmanın ayrıcalığını yaşadım.

Bugün sahip olduğum bakış açısı, bu kolektif emeğin ve ortak hedef bilincinin doğal bir sonucudur.

Sevgiler,
Alperen Sevgil,
2025 Dönemi Mezunu



Hukuk Fakültesi’nde geçirdiğim lisans eğitimi, benim için yalnızca akademik bir süreç değil; düşünme biçimimin, mesleki yaklaşımımın ve hukuka bakışımın şekillendiği bütüncül bir gelişim alanı oldu. Bu süreçte en belirleyici unsur, güçlü akademik kadro ile sürekli etkileşim içinde olunan, öğrenciyi pasif bir dinleyici değil aktif bir katılımcı olarak gören fakülte anlayışıydı.

Fakülte yaşamım boyunca ders içi ve ders dışı akademik faaliyetlerde aktif yer aldım. Özellikle hocalarımızın çok emeğinin geçtiği uluslararası akademik geziler ve programlar, hukuk eğitimimin teorik çerçevesini pratik ve karşılaştırmalı bir zemine taşıdı. Almanya’nın önde gelen üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerle birlikte, kendi fakültemiz hocaları ve ilgili üniversitelerin hocalarına sunum yaptım. Almanya’nın gündeminde yer alan bir duruşmaya katıldım, bu sayede Türkiye ile uygulamadaki benzerlikler ve farklılıkları gerçek anlamda ilk elden inceleme imkânı edindim. Burada ayrıca üç farklı üniversitenin yüksek lisans programı hakkında doğrudan bilgi edinerek akademik gelecek planlamama somut katkılar sağladım. Almanya’nın yanı sıra Fransa’nın da dâhil edildiği bu akademik gezide, beş farklı şehrin tarihî dokusunun hukuk sistemlerinin şekillenmesindeki etkisini yerinde gözlemlemiş oldum.

Akademik gelişimime katkı sağlayan bir diğer önemli deneyim, fakültemizin Kuşadası’nda düzenlediği Uluslararası Yaz Akademisi’nin 24.’süne katılımım oldu. Bu program kapsamında Macaristan, Almanya ve Avusturya’dan gelen öğrenciler ve hukukçularla birlikte, üzerine araştırma yaptığımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını sunarak karşılaştırmalı analizlerde bulunduk. Farklı hukuk geleneklerinden gelen katılımcılarla yapılan bu akademik tartışmalar, hukukun tek boyutlu bir alan olmadığını; aksine çok sesli ve sürekli gelişen bir yapıya sahip olduğunu somut biçimde ortaya koydu.

Üniversitemin sağladığı Almanca dil eğitimi de akademik yolculuğumda önemli bir yer tuttu. Bu kapsamda katıldığım Almanca kursunu dönem sonu sınavında başarıyla tamamlayarak, Almanya’da bulunan anlaşmalı dil okulunda eğitim alma hakkı kazandım.

Fakültemizin en güçlü yönlerinden biri, akademisyenlerle birebir iletişimin her sınıf düzeyinde mümkün olmasıydı. Birinci sınıftan itibaren dördüncü sınıfa kadar geri bildirime açık, öğrenciyi dinleyen ve yönlendiren bir akademik ortam içinde bulunmak; eleştirel düşünme ve kendini geliştirme kültürünü içselleştirmemi sağladı. Hocalarımızın sıklıkla vurguladığı üzere, hukukun en önemli özelliği her zaman yeni bir kapı aralayabilmesi, tek bir doğrunun mutlak olmadığını gösterebilmesi ve bir hukukçunun farkının tam da bu noktada ortaya çıkmasıdır.

Bugün geriye dönüp baktığımda, edindiğim akademik birikimin yanı sıra; sürdürülebilir dostluklar, güçlü bir fakülte aidiyeti ve mesleki sorumluluk bilinci kazandığımı görüyorum. Eğitim hayatım boyunca ve sonrasında hâlâ İstanbul Kültür Üniversitesi’nde bana ilham veren akademisyenlerimizden edindiğim kültürü, kazandığım değerleri, ilerideki çalışmalarımda aynı titizlik ve sorumlulukla taşımayı hedefliyorum. Mezuniyet sonrasında da bu bağın kopmadan devam etmesi, yalnızca bir heyecan değil; aynı zamanda meslek hayatıma yön veren güçlü bir güven duygusunun kaynağıdır.

ELANUR ÇAKIR 
İSTANBUK KÜLTÜR ÜNİVERİSTESİ
HUKUK FAKÜLTESİ, 2025 MEZUNU



Aramıza hoş geldin,

Kültür’lü olmanın, yalnızca bir üniversite öğrencisi olmaktan çok daha fazlasını ifade ettiğini söyleyerek başlamak isterim. Fakülteye adım attığım ilk günden itibaren, hukukçu olmanın bir meslek grubuna mensup olmaktan çok daha fazlasını temsil ettiğini anladım. Bu bilincin oluşması ve içselleşmesi, bilgi birikimlerini büyük bir özveriyle bizlere aktaran kıymetli hocalarımızın ve ardından biz Kültür’lülerin ortak emeğinin bir sonucudur.

Eğitim hayatım boyunca sosyalleşmek ile akademik gelişim arasında bir tercih yapmak zorunda olmadığımı, fakültemizin bu iki imkânı doğal bir bütünlük içinde sunduğunu deneyimledim. Üye olabileceğim birçok kulüp ve katılabileceğim sayısız kulüp etkinliği, fakültemizin Avrupa bağlantıları sayesinde düzenlenen ve yabancı akademisyenlerin katkı sunduğu konferans ve sempozyumlar, bu çalışmalara katılım sonucu edindiğim ve meslek hayatımda bana önemli katkılar sağlayan sertifikalar, Erasmus+ imkânları ve üniversite çatısı altında düzenlenen festivaller eğitim hayatımı aktif ve verimli geçirmemi sağladı. Katıldığım etkinliklerin her biri beni hem akademik açıdan geliştirdi hem de meslek hayatım açısından mutlak bir gereklilik olan sosyal yönümü güçlendirdi.

Fakültemiz ile DAAD iş birliği kapsamında düzenlenen Almanya Hukuk Gezisi ise benim için birçok açıdan bir dönüm noktası oldu. Hukukun başka bir ülkede nasıl uygulandığını doğrudan gözlemlemek, yabancı profesör ve öğretim görevlilerinden ders almak, akademisyen ve öğrencilerle doğrudan iletişim kurmak çok kıymetliydi. Almanya çalıştayı meslek hayatımda farklı bakış açılarına sahip olmamı sağladı ve karşılığını fazlasıyla aldığım akademik bir basamak oldu.

Aynı gezide bütün bu deneyimlere ek olarak, yabancı bir üniversitede Türk kültürünü ve hukukumuzu tanıtan bir sunum yapma imkânı bulmak bu süreci benim için daha da değerli hale getirdi. Bu gezi sayesinde tanıştığım pek çok kişiyle iletişimde olmak ve bugün hala devam eden arkadaşlıklara sahip olmak, bir yanımın Almanya’da olduğunu bilmek benim nezdimde bu akademik gezinin bugüne olan en kıymetli tesiridir.

Üniversite boyunca elde ettiğim tüm bu kazanımların, akademik kariyerim ve profesyonel hayatımda beni daha donanımlı hale getireceğine yalnızca inanmakla kalmıyor; henüz yolun başındayken bile Kültür’lü olmanın beni birçok açıdan ileriye taşıdığını deneyimliyorum.

Eğitim hayatım boyunca sunduğu tüm imkânlar ve bana kazandırdıkları için üniversitemize, bu süreçte elini üstümden çekmeyen kıymetli hocalarıma ve tüm bu deneyimleri benimle aynı sıraları paylaşarak anlamlı hale getiren fakülte arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 

NİL ÖZEN
İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ, 2025 MEZUNU


Son Güncelleme Tarihi: Per, 01/29/2026 - 11:28